Meme Küçültme

Meme Küçültme Ameliyatı Nasıl Uygulanır?

Meme büyümesi memenin gelişimine, gebeliğe ve aşırı kilo alımına bağlı olarak sıkça karşılaşılan bir sorundur. Genellikle hormonal bir soruna bağlı olmayan, son 6 ay içinde büyümesi durmuş ve küçültülmesi istenen göğüsler için cerrahi girişim düşünülür. Bu durum sadece estetik bir sorun oluşturmaz, aynı zamanda omuzlarda ağrı, duruş bozuklukları, meme altında kaşıntı ve kızarıklık gibi sıkıntılara da yol açar. Bu tür şikayetlerine çözüm arayanların aşağıdaki bilgileri edinmesinde yarar vardır.

  • Memelerdeki büyümenin hormonal bir soruna bağlı olup olmadığı araştırılmalıdır.
  • Memelerdeki büyümenin devam edip etmediği sorgulanmalıdır.
  • Memede ele gelen ağrılı veya ağrısız bir kitle olup olmadığı araştırılmalıdır.
  • Memede geçirilmiş bir enfeksiyon veya cerrahi müdahele olup olmadığı sorgulanmalıdır.

Amaçları:

Meme başı olması gereken yere yükseltilir.

Meme üst kutbu genellikle sarkmış memelerde boşalmıştır, yeniden form verilirken bu alan doldurulur.

Koltuk altına yayılmış olan göğüs daha dar çaplı bir alana hapsedilir ve bu şekilde daha iyi bir form sağlanır.

Bu işlemler sırasında istenen boyutlara kadar küçültülmek üzere meme dokusu ve deri çıkarılır

Meme küçültme ameliyatlarında kullanılan tekniğe bağlı olarak bazı farklı özellikler söz konusudur. Bazı sınırlı küçültme ameliyatlarında, iyileşme hızlı ve işlem sonrası hemen normal aktivitelere dönülebilirken, çok iri göğüslerde çıkarılan dokunun durumuna göre bu süreç uzayabilir. Ameliyat süresi de kullanılan tekniğe bağlı olmak üzere 2-4 saat arasında değişir. Aynı şekilde tekniğe bağlı olarak oluşacak izlerin yeri ve uzunluğu da değişir. Ameliyat izleri ilk aylarda daha belirgin iken altıncı aydan itibaran daha iyi yönde değişir. Meme başı ile süt kanalları arasındaki ilişkinin bozulmadığı ameliyat teknikleri öncelikle tercih edilmesine karşın, bazı iri göğüslerde bu ilişkinin bozulduğu ameliyat teknikleri tercih edilebilir.

Belirli bir yaşın üzerinde ve ele gelen kitlesi olanlarda girişim öncesi mammografi gibi görüntüleme tekniklerinden yararlanılır. Daha sonra göğüslerin boyutları, deri ve meme bezi özelliklerine göre kullanılması gereken tekniğe karar verilir. Ayrıca adet dönemlerinden önce göğüste gerginlik ve hassasiyet oluşuyorsa ameliyat bu döneme denk getirilmemelidir. Ailede meme kanseri varsa mutlaka doktora bidirilmelidir.

Ameliyattan önce 10 gün süreyle aspirin gibi kan sulandırıcı ajanlardan kaçınılmalıdır. Hastanın geçmişindeki önemli rahatsızlıklar ve sürekli kullandığı ilaçlar varsa mutlaka doktora bildirilmelidir.

Meme küçültme ameliyatı ameliyathane şartları altında genel anestezi altında yapılan bir işlemdir. Çeşitli tiplerde kesilerle meme derisi, meme içi yağ dokusu ve meme dokusundan eksizyon yapılıp memeye normalde olması gereken büyüklük ve konik görünüm ile dikleştirilmesi sağlanır. Ameliyat sonrası hastalar aynı gün veya ertesi gün evlerine gidebilirler. Bu tür ameliyatlarda en önemli faktör hastanın ameliyat öncesi sigara içiyorsa mümkünse bırakması veya azaltması ameliyat sonrası en az 2 hafta kesinlikle içmemesi gerekmektedir. Bu hem izlerin daha iyi iyileşmesini sağlar hem de ameliyat sonrası postoperatif dönemin daha kolay atlatılmasını sağlar. Aynı zamanda komplikasyonları belirgin ölçüde azaltır.

Meme Küçültme ameliyatına ait riskler ise şu şekilde sıralanabilir:

1. Kanama: Ameliyat sırasında ve sonrasında ameliyat alanlarında kanama görülebilir. Kan kaybı miktarına göre kan vermek gerekebilir.

2. Enfeksiyon: Tüm meme bölgesinde kızarıklık, şişlik, kötü kokulu akıntı ve abseleşme gösterebilen ve antibiyotik kullanımı gerektirebilen enfeksiyon görülebilir. Bu nedenle hastane tedavisi dahi gerekebilir.

3. Yağ nekrozu: Tüm meme bölgesinde beyaz- sarı akıntı oluşturabilen ve uzun süre devam edebilecek yağ nekrozu görülebilir.

4. Hematom: Operasyon sonrasında meme dokusu altında hematom (kan birikmesi) gelişebilir. Bu durumda cerrahi müdahale gerekebilir.

5. Asimetri: İki meme arasında boyut ve simetri farkı oluşabilir. Yeni yapılmış memelerde simetri farkı veya istenmeyen kozmetik sonuç alındığında revizyon cerrahisi (düzeltme işlemleri) gerekebilir.

6. Skar: Operasyon sonrası erken dönemde hastada belirgin skar (yara izi) oluşumu gözlenecektir. Skarlar renk olarak zamanla daha az görünür hale gelecektir. Fakat yaşam boyu kalacaktır. Anormal yara iyileşmesi sonucunda dikiş hatlarında belirgin kaşıntılı, kızarık ve kabarık nedbe dokusu oluşabilir.

7. Sensitivite: “Nipple Areola”(meme ucu) ve meme derisinde duyulanma etkilenebilir. Duyunun tamamen yok olması veya duyuda azalma gözlenebilir. Duyu bozuklukları genellikle 3-12 ay arasında geri dönmektedir.

8. Geç iyileşme: Yara dudaklarında sütür ayrılması, cilt nekrozu gözlenebilir. Bu durumlarda hasta pansuman ile takip edilir.

9. Yüksek risk taşıyan şişman, sigara içen ve yaşlı hastalarda tromboz (kanın pıhtılaşması sonucu vücuttaki bazı damarları tıkaması), tromboemboli (pıhtılaşan kanın vücuttaki akciğer ve benzeri organlara gitmesi) riskinde artış beklenebilir.

İletişim Formu

Op. Dr. Naci ÇELİK Kimdir?

Yabancı Dil: İngilizce, Fransızca
Tıp Eğitimi: Gülhane Askeri Tıp Akademisi (1987-1993)
Tıpta Uzmanlık: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Anabilim Dalı (1995-2002)
Uzmanlık Sonrası Eğitim (Fellowship): Chang Gung Memorial Hospital Microsurgery Fellowship, Taipei, Taiwan (2000-2002), Prof. Dr. Onur Erol`un yaninda ONEP Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Kliniği Fellow`u (2002), İstanbul, Türkiye., Network lipolysis sertifikasyonu Haziran 2005 Salzburg-Avusturya
Biyografi Görüntüle  
Op. Dr. Naci ÇELİK Kimdir?